İnsanın Arkadaşlarına Karşı Sorumlulukları

İyi arkadaşlar bulunca kıymetlerini bilmeli, edeplerine dikkat etmelidir Ona saygılı davranmalı, canını ve malını kendi can ve malından üstün tutmalıdır Ayıbını görmemeli ve hiç kimseye söylememeli, hatta unutmalıdır!

Tekliflerini reddetmemeli, tartışmaya girişmemeli, asla kalbini kırmamalı, arkadaşının aleyhinde konuşan olursa susturmalı, alınacağı sözleri yüzüne karşı veya arkasından söylememelidir!

Emr-i marufu gerektirecek hususları varsa yalnızken söylemelidir Sen bunu bilmiyorsun der gibi değil de, umumi şekilde söylemelidir Suizan etmemeli, yaptığı uygunsuz ve uslupsuz şeyleri dalgınlığına, unutkanlığına havale ederek mazur görmelidir!

Sevdiklerini sevmeli, sevmediklerinden, düşmanlarından uzak durmalıdır Ona karşı alçak gönüllü ve tevazu sahibi olmalıdır

Babasının, sülalesinin, çocuklarının memleketinin isimlerini öğrenip unutmamaya çalışmalıdır Böyle şeyler sevgiyi kuvvetlendirir Alakasız gibi durmak, sen nereliydin, adın neydi gibi sözler uygun değildir Sevgide ve nefrette aşırı gitmemelidir Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
(Sevdiğini aşırı sevme, olur ki bir gün sevmediğin biri olur Buğzettiğin kimseden de çok nefret etme, belki bir gün sevdiğin kimse olur ) [Tirmizi]
Ona karşı daima güler yüzlü, tatlı dilli, açık kalbli, açık elli, sabırlı ve kibirsiz olmalıdır Her özrünü kabul etmeli, uzak yerden gelirse boynuna sarılmalıdır Hediye sevgiyi arttırdığı için az da olsa hediye vermelidir Külfet olacak ve utandıracak kadar kıymetli hediye vermemelidir

Hz Ali,(Arkadaşların en kötüsü, sana tekellüf eden, kendisinin idare edilmesine seni mecbur kılan, seni özür dilemeye zorlayıcı işlere iten kimsedir) buyurdu Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
(Ben ve ümmetimin salihleri, tekellüften uzağız ) [Darekutni]

Tekellüf yapılınca, yani hazırda olanı vermeyip çarşıdan masraf ederek pahalı ve kıymetli şeyler alınınca, arkadaş bir daha masraf ettirmemek için gelmekten kesilebilir Gelmeyince de soğukluk başlar Onun için hazırda ne varsa vermeli, külfete girmemelidir

Arkadaşın evine oturmaya gidildiği zaman bir mazeret göstererek içeri almazsa, mazeretini kabul edip hiç üzülmeden geri dönülmelidir Çünkü mazereti kabul etmek güzel ahlaktan ileri gelir Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
(Kişi güzel ahlakı sebebiyle, gündüzleri oruç tutanın, geceleri namaz kılanın sevabına kavuşur ) [Şir’a]

Arkadaş üç çeşittir
Birincisi gıda gibidir, devamlı ihtiyacımız olur
İkincisi ilaç gibidir, bazen ihtiyaç hissedilir
Üçüncüsü hastalık gibidir, istemediğimiz halde o bizi bulur Geçinmek gerekir, şerrinden, kötülüğünden kurtulmak için idare edilir

Gıda gibi ihtiyacımız olan arkadaşa karşı vazifemiz ne olmalıdır?
Arkadaşın hakkına riayet etmeliyiz İki arkadaş iki ele benzer Biri diğerini nasıl yıkayıp temizler, nasıl ki el, ayak ve bütün uzuvlarımız bize yük olmayıp, bir hususta yardımcı ise, biz de arkadaşımıza yük değil, yardımcı olmaya çalışmalıyız! Karşılık beklemeden yardımına koşmalıyız!

Daima onu kendimize tercih etmeliyiz! Nitekim Peygamber efendimiz, iki misvaktan düzgün olanını arkadaşına verip eğri olanını aldığı zaman, arkadaşının, (Doğru misvaka benden çok siz layıksınız)demesi üzerine, şöyle buyurdu:
(Bir kimse, birisiyle bir an sohbette bulunsa, kıyamet günü, ona arkadaşlık hakkına, riayet edip etmediği sorulacaktır ) [İmam Gazali]