KONUSU;
Kolyopi çok yoksul bir ailenin kızıdır. Ailesini ve kendisini geçindirmek için el hizmetinde çalışmak zorundadır. Burada çalışırken düşkün bir kadın olur. 17 yaşındaki bir genç kızı Ahmet Mithat Efendi kurtararak bir Rum delikanlısı ile evlendirir ve hayatını kurtarır.

Roman, Tanzimat’tan sonra ortaya çıkan “ alafranga” tipi ile Batılılaşmayı doğru anlayan yerli tipi anlatır.
Romanın I. Bölümünde, Felatun Bey’in öğrenimi, aile çevresi ve sosyal hayatı tanıtılır.
Felatun Bey, Mustafa Merakî adında “alafranga meşreb” bir zatın oğludur. M. Merakî Efendî aslen Üsküdarlı’dır. Bağ-bahçesi vardır. Eşinin ölümünden sonra buradaki malını “ucuza pahalıya bakmadan” satar. Tophane’nin Beyoğlu’na yakın bir mahallesinde güzel bir ev inşa ettirir.
Felatun Bey, okul çağına geldiğinde rüştiye’ye verilir. Bir Fransızca hocası tutulur. M. Merakî Efendî kendisi tahsil görmediğinden çocuğunun tahsiline nezaret edemez. Böylece Felatun Bey, iyi bir aile ve mektep terbiyesi göremez.
Felatun Beyle Mihriban Hanım, böyle alafranga bir aile içerisinde Türk örf ve adetlerine tamamıyle aykırı bir tarzda yetişrilirler.
Felatun Bey, okulu bitirir bitirmez “ büyükçe kalemlerin birinde memur olur. Ilerleme gayreti, çalışma isteği yoktur. Çalışmaktan çok vaktini eğlence ile geçirir. Mithad Efendî Felatun’un “ bir haftalık iş ve eğlence programını” verir.
II. bölümde ise Rakım Efendî ve aile çevresi tanıtılır. Rakım Efendî’nin gerek aile çevresi, gerek ahlakı ve yetişme tarzı Felatun’dan bütünüyle farklıdır. Tophane Kavaslarından birinin oğlu olan Rakım Efendî, küçük yaşında babasını kaybeder. Annesi ve cariyelerinden başka kimseleri yoktur. Babasından Tophane civarlarında “üç odalı kümese benzeyen bir ev” miras kalmıştır.
Bu fakir insanlar ellerinin emekleriyle hiç kimseye muhtaç olmadan geçinirler. Bu çalışkan ve namuslu aile çevresinde yetişen Rakım da çalışkan ve namuslu bir delikanlı olur. Annesi Rakım’ı büyüttükten sonra vefat eder. Fedai kalfa kendini Rakım’a feda eder.
Yazar Felatun Bey’in zamanını nasıl boşa harcadığını gösterdikten sonra da Rakım’ın günlerini nasıl faydalı şeylerle geçirdiğini anlatır.
Felatun Bey ile Rakım Efendî’nin ailevi durumları yetişme tarzları, kültürleri, zaman ve işe verdikleri değer, çok farklıdır. Mithad Efendî bu iki tiple devrinin okuyucularına müspet vemenfî iki tipi göstermek istemiştir. Roman baştan sona ”ak ile kara” gibi birbirine zıd olan iki insan tipinin çeşitli konu ve durumlarda davranış ve düşünce tarzları arasındaki farkı ortaya koymak maksadıyla kaleme alınmışdır. Romanın kompozisyonunu tayin eden bu fark ve mukayesedir. 1
Yazar Felatun Bey ile Rakımı okuyucusuna tanıttıktan sonra onları karşılaştırmaya devam eder. Her ikisini de bir Ingiliz ailenin dostu yapar. Bu ailenin kızlarına Türkçe ders veren Rakım ile onları ziyarete gelen Felatun’u Ingiliz ailenin yanında izleriz. Mesela, Türkçe konusunda bir tartışma yapılır ve Felatun’un cahilliği ortaya çıkar. Ikisi de ayrı ayrı bu aile ile birlikte ada açıklarına doğru bir sandal gezisi yaparlar. Felatun korkaklığı nedeni ile eğlence konusu olurken, Rakım iyi bir denizci olduğunu kanıtlar. Rakım, Ingiliz ailesinin sevgisini ve güvenini kazanır, Felatun ise Ingizlerin aşçı kadınına sarkıntılık gibi edepsizlikleri yüzünden evden kovulur. 2
Gerçi Ahmet Mithad Felatun’un yetiştiği çevreden ve aldığı terbiyeden başlayarak alafrangalık merakı ile alay eder. Felatun’u zaman zaman gülünç durumlara düşürür. Züppelik gereği giydiği dar pantolonu dans ederken cart diye yırtılır. Ingiliz ailesinin aşçı kadınına sataşırken üstüne mayonez dökülür. Aşçı kadınına sarılıyorum derken evin hanımına sarılır. Romanda böyle kaba mizah yoluyla yapılan bir alay vardır. Bununla birlikte asıl amaç israfın ve hesapsızlığın neden olacağı felakete ve buna karşılık çalışarak para kazanmanın ve tutumlu yaşamanın getireceği mutluluğa işarettir. 3
Felatun Bey ile Rakım Efendî romanı, gelenek esas alındığında bir sapma olarak görülür. Bu eserin; halk hikâyeleri, mesnevi, destan, masal ve meddah geleneğinden modern romana geçişi temsil ettiği söylenebilir. Romanı biraz daha matematksel bir yaklaşımla, sıfır noktası düzlemi üzerinde değerlendirecek olursak; geleneğe karşı bir sapma ve büyük bir baş kaldırı açısından negatif, modern Türk romanının doğuşu, gelişimi, teknik ve prototipler açısından pozitif tarafta, bir kilometre taşı olarak ele alabiliriz.

2- Hasan Mellah (Yahut Sır İçinde Esrar)
Bu eser Ahmet Mithat'ın ilk romanıdır. Rodos'ta sürgünde yazmıştır. (1874-1875)
Hasan Mellah, Alexandre Dumas Pere'in "Monte Cristo" adlı serüven romanına nazire olarak yazılmıştır. Yazar romanın ön sözüne bunu bildirmektedir.
Ana olayın dışında birçok ikinci derecede olaylar vardır. Bu yüzden yer yer eserin birliği bozulur ve roman çok uzar.
Eserin içinde birçok olağanüstü olaylar umulmadık tesadüfler okuyucuyu hayretler içeresinde bırakan serüvenler vardır.
Roman halk tarafından çok sevilip tutulmuştur. Hareketli ve değişik olayların çekiciliği gözönünde tutularak yazılmıştır.
KONUSU;
Hasan Mellah gemisine sığındığı korsanlarla birlikte denize açılır. Gemi bir İspanya limanına demirler. Şehrin zenginlerinden Alfonso'nun evini soymak üzere bir kaç kişi görevlendirilir. Hasan Mellah ile birlikte soyguncular köşke girerler. Hasan Mellah iceride Alfonso'nun kızı Cosello'ya aşık olur. Kız da Hasan'ın bir resmini denizciler albümünde görmüş ve onu da tanımadan sevmiştir. Korsanlardan Badiye Cosello'yu kaçırır. Hasan Mellah peşlerine düşer. Çeşitli ülkelerde birçok maceralardan sonra birbirlerine kavuşurlar.
Kıssadan hisse kuralına uygun bir sonuca varan roman tasvirleri canlılığı, olayların değişik planlarda, hareketli şekilde tertibi yönünden dikkat çekicidir.
3- Müşahedat;
Bu eser naturalist romanı övmek olmak üzere kalema alınmıştır.
Ahmet Mithat naturalist romanların eserlerinde eleştirdiği noktaları kendi eserinde uygulamamıştır. Eserlerinde kötülükle iyiliği birarada göstermiştir.
Kendi edebi fikirlerini söylediği bir romandır.
Yazar kendiside romanı kahramanları arasına karışmıştır.
Eserde başarıyla tasvir edilmiş yerli hayat sahneleri bulunur.
KONUSU;
Refet, 23-25 yaşlarında bir genctir. Babasından kalma serveti tükenince babasının dostunun yanında çıraklık yapar. Refet, açıkgöz mert bir delikanlıdır. Sarışın Agavni ile sakin bir hayat yaşar. Agavni'nin esmer güzeli Siranuş'da Refet'i sever. Refet'te sever ama sevgilisine ihanet edemeyecek kadar merttir. Babasının dostu olan Seyyit Mehmet kızı Feride'yi Refet'e vermeye kalkar. Refet bunu kabul etmez. Feride'de Agavni'yi adam tutarak öldürtür. Onun ölümünden sonra Sirenuş müslüman olur ve Refet ile evlenir. Feride de açıkta kalır.
4- Henüz 17 Yaşında;
Düşkün kadın temasını işlemiştir. Ahmet Mithat'ın bu temayı işlediği ilk romanı "Mihnetkeşan (1871)" eseridir.
Toplumsal koşulları zorlamasıyla düşen kadının talihi üzerine eğilmek, ona acımak ve kendini kurtarma çabalarına girişmek böylece ahlakın katı kurallarını geçerek insani ahlaka yönelmek edebiyatımızda ilk defa Ahmet Mithat ile girmiştir.
Ahmet Mithat'ın romantizmden realizme doğru gidişini gösteren en önemli romanlarından birisidir.