Tanzimat devrinde ilmi, edebi, idari ve kültürel çalışmalarından başka Türkçe’nin sadeleşmesi Türk edebiyatını olgunlaşması hareketlerine bir ciddiyet getiren hukuk ve dil alimi ve tanınmış tarihçi Cevdet Paşadır. Türkçe’nin tabi veznin parmak hesabı olduğunu ileri sürmüştür.
Tanzimat edebiyatını ünlü tarih yazarı Cevdet Paşa eskiden bize bağlı Bulgaristan’ın Lofça kasabasında doğmuştur. Medrese öğrenimini ilerletmek için İstanbula gitmiş. Bir yandan medrese okurken bir yandan da özel olarak matematik farsça dersleri almış medreseyi bitirince, kadı ve müderris olmuştur. Memurluk hayatını ilk döneminde Reşit Paşa tarafından beğenilerek korunmuş olan Cevdet Paşa gittikçe yükselerek çeşitli devlet görevlerinde çalışmıştır. Meclis-i Maarif-i Umumiyye üyeliği Darül Muallimin müdürlüğü yapmış Encümen-i Daniş’e üye olmuştur. Sonra Vaka Nivisüliye tayin edilmiş daha sonra Meclis-i Ali-i Tanzimat ve Meclis-i Vaka üyeliklerinde bulunmuş Bosna Hersek müfettişliğinde çalışmış ve Kozan Fırka-i Islahiye’sine memur edilmiştir.Daha sonra (1866) vezirlik rütbesi verilerek yüksek devlet hizmetlerinde çalışmıştır.Halep, Bursa, Suriye valiliklerinde 5 defa Adliye, 3 defa Maarif, 2 defa Efkaf, birer defa Dahiliye, Ticaret, Ziraat Bakanlıklarında bulunur(1873-1886).Meclis-i Has üyesi iken İstanbul’da ölür.
Cevdet Paşa zamanın en ünlü tarihçisi,hukuk bilgini olmakla kalmamış,Türk Dilinin sadeleşip güzelleşmesi için büyük gayret sarfetmiştir.Türkçe’yi çağdaşları arasında arasında en zevkle kullananların başında gelir.sağlam,sade,kısa,özlü bir cümle yapısı vardır.doğu kültürünün yanı sıra Batı kültürünü de benimseyip uygulamış bu modern görüşle ilk Türk Tarihini yazmıştır. Şiirler de yazan Cevdet Paşa Türkçe’nin başlı başına bir dil olduğunu savunmakla birlikte bu yolda güzel örnekler vermiş, dilimizin ve Edebiyatımızın gelişmesine bilinçli bir hamle kazandırmıştır.
Çok kuvvetli bir medrese kültürü ile yetişmiş olan Cevdet Paşa 24 yaşlarında iken tanıştığı Reşit Paşa’nın tavsiyesi ile Fransızca öğrenmiş onun önderliği ile batı memleketlerinin uygarlık ve siyaset olayları üzerinde de bilgi edinmiştir.Her devirde beğenilen Cevdet Paşa bir yandan çeşitli devlet görevlerinde hizmet görürken,bir yandan da resmi işleri arasında fırsat buldukça hukuk, tarih, dil ve edebiyat konuları üzerinde çalışmıştır. Kısas-ı Embiya’daki bir yazısından anlaşıldığına göre Türkçe’nim konuşulduğu gibi yazılmasından yana bulunan Cevdet Paşa, Türkçe’nin başlı başına bir dil olduğunu ve kendisine mahsus kuralları bulunduğunu bildiği halde Fuat Paşa ile hazırladığı Kavaid-i Osmaniye adlı dil bilgisi kitabında o devirde Osmanlıca’da ortaklaşa kullanılan Arap, Fars, Türk dillerinin kurallarını tespit etmiştir.Mekteb-i Hukuk’ta verdiği derslerden meydana gelen Belagat-ı Osmaniye adlı Edebiyat Bilgisi kitabında da kaynakları Arapça olan eski belagat kitaplarının görüşlerini Türk Edebiyatına uygulamaya çalışmış o devirde nazım ve nesirdeki değişiklikler ve Türk Edebiyatına girmiş olan yeni edebi türler üzerinde hiç bilgi vermemiştir. Eski edebiyat tarafçıları bu eserin Recaizade Mahmut Ekrem’in o tarihlerde yayınladığı Talim-i Edebiyat’a karşı bir silah olarak kullanmışlardır.

ESERLERİ
Ahmet Cevdet Paşa’nın hukuk, tarih, dil, Edebiyat ve çeviri alanlarında 30’a yakın eseri vardır. En tanınmışları, Türkçe’nin ilk dil bilgisi kitabı sayılan Kaavaid-i Osmaniye(1851). Bu kitap sadeleştirilerek Kavaid-i Türkiye Türk dilbilgisi (1873) adı altında birçok defalar ders kitabı olarak basıldı. Recaizade Mahmut Ekrem’in Talim-i Edebiyat’ına karşı doğu kaynaklarından yararlanarak yazdığı,Eski Edebiyat kurallarını öğreten kitabı Belagat-ı Osmaniye(Osmanlı Edebiyatı Bilgiler (1881) 30 yılda yazdığı ünlü eseri Tarih-i Cevdet 12 cilt (1854-1885) Hz. Adem’den Hz. Muhammed’ (S.A.V.)e kadar gelen peygamberlerin hayat ve kıssalarını sade bir dille anlatan Kıssas-ı Embiya (Peygamberler Tarihi 12 cilt (1874-1888). Bunlardan başka çeşitli konularda daha birçok eserleri hukuk alanında Mecelle-i Ahkam-ı Adliye’si vardır.
1839-1886 olaylarını inceleyen ve 2. Abdülhamid’e sunulmak üzere yazdığı Maruzat ile Devrinin olaylarına ait notlardan ibaret olan Tezakir vardır.
CEVDET TARİHİ
Bir tarih alimi olarak Cevdet Paşa Tanzimat tarihçiliğinin en değerli simasıdır.Tarih-i Cevdet adıyla şöhret kazanan 12 ciltlik büyük tarihi, ilmi,Edebi yüksek değerli bir eserdir. Bu tarih İslam ve Osmanlı Tarihine bazı tarih mesele ve vesikalarına genel bir bakış mahiyetindeki ilk cildinden sonra Kaynarca Antlaşması’ndan (1774) Vaka-i Hayriye’ye kadar (1825) Osmanlı Tarihini ihtiva eder. Eser bu tarihler arasındaki olayları dikkatle tesbit ve nakleden uzun ve ciddi bir çalışma mahsulüdür. Müellifin üzerinde 30 yıl çalışarak hazırlandığı Cevdet Tarihi tarihi olayların şuurlu ve realist bir tarihçi gözüyle tanıtan kitabıdır.Cevdet Paşa bu mühim tarihini yazarken çeşitli Arap, İran ve Osmanlı kaynaklarından faydalanmış, ayrıca Batı tarihçiliğinden istifade etmiştir.Paşa bu eserini hazırlamak için Osmanlı vakamiislerini ve bütün Osmanlı tarihçilerinin eserlerini gözden geçirmiştir. Hazine-i evrak kayıtlarına bakmış, sefahatnamelerden, resmi nutuklardan, tarihi mektuplardan, antlaşma metinlerinden yararlanmış,Osmanlı birliğini meydana getiren muhtelif kavimlerin örf ve adetlerine, ırk ve mezheplerine dair araştırmalarda bulunmuştur. Tarihin bir terbiye, ıslah edici tarafına inanan Paşa okuyucularına her bakımdan faydalı olmaya çalışmıştır. Sade güzel bir üslupla, ciddiyete uygun, bir ilim dili ile yazılan Cevdet Tarihi, Türk Osmanlı tarihçiliğinin şah eserlerinden biridir.
TEZAKİR-İ CEVDET : Cevdet Paşa’nın Tarihe ait diğer mühim eseri bir fikri ve tarihi vesikalar mecmuası olan Tezakir-i Cevdet’tir. Muharrir türlü vesilelerle yazdığı tenkitlerini, münakaşalarını zamanın tarihi sosyal olaylarına ait notlarını bir sıraya koyarak kendisinden sonra vakaünistliğe devam eden Lütfi Efendi’ ye gönderilmiştir. Tezkereler halinde gönderilen bu notların müsveddeleri bugün İnkılap Müzesinde Cevdet Paşa’ nın el yazısı ile 21 defter halinde mevcut bulunmaktadır. Devrin çeşitli olayları hakkındaki görüşlerini, bu olaylar üzerindeki tenkidi fikirlerini muhtelif vazifelerde gidip gördüğü yerlerdeki değişik hayat şekillerini adet ve ananelerine ait dikkatlerini içine alan bölümleri ile Tezakir-i Cevdet doğrudan doğruya Tarih olmasa bile tarihe büyük hizmeti ve faydası dokunacak mahiyette hazırlanmış bir kaynak değerindedir. Burada Cevdet Paşa’ nın hayatı hakkında etraflı bilgiler vardır.

Kısası Embiya : Cevdet Paşa’nın tarih sahasında dini, ahlaki ve pedogojik maksatla yazdığı diğer mühim eseri Kısası Embiya ve Tevarih-i Hulefa dır. Dil bakımından sade ve güzel olan bu değerli eseri Cevdet Paşa hayatının sonlarında yazmıştır. Kısası Embiya Adem peygamberden başlayarak Kur’an-ı Kerim’ in tanıttığı peygamberler hakkındaki menkıbeler anlatılmıştır.
Hz. Muhammed (S.A.V)’ in hayatı üzerinde daha geniş ölçüde durulmuş, arkasından dört halife ile Emeviler ve Abbasiler hakkında Tavait-i Mülüka dair bilgiler verilmiştir. Aynı esere Osmanlı padişahı Sultan 2. Murat’ın saltanatı dahil olmak üzere Osmanlı imparatorluğunun kuruluşundan başlayarak bir Osmanlı tarihi ilave etmiştir. Böylece on iki cüz tutarındaki Kısası Embiya bitmemiş bir eser hissini verir. Bu eser gerek hikaye ettiği menkıbeleri kuvvetli ve pedegojik taraflarıyla gerek sade Türkçesi ile büyük takdir ve alaka uyandırmış adeta halk için yazılmış hissini veren ifadesi ile çok sevilmiş defalarca basılmıştır.
Cevdet Paşa bundan başka Sultan Abdülhamit’e sunduğu Maruzat isimli ve hükümdarın emriyle hazırlanmış uzun bir arizası vardır. Bu ariza Tanzimat İnkılabından 1876’ya kadar olan siyasi ve sosyal olayların bir tetkiki ve takdimi mahiyetinde yazılmıştır. Paşa’ nın asıl konusu 1866-1870 yılları arasında yazdığı olaylardır. Baş tarafı buna ait bir mukaddime teşkil eder. Tarihten başka çeşitli sahalarda da eser veren bu alimin dil ve edebiyat konularındaki faaliyetleri de onun mühim hareketleri ve eserleri arasındadır. Cevdet Paşa gençliğinde divan tarzı kasideler, gazeller, rubai, şarkı, tari ve müfretler halinde bazı şiir ve nazireler söylemiş ancak yüksek bir sanat eseri olmamıştır.
Şiirini bir divançe de toplamıştır.Bu divançenin Sultan Hamit’e sunulan nüshası bulunamamıştır.
Bursa’da Fuat Paşa ile birlikte gençliklerinde yazdıkları Kavaid-i Osmaniye adlı eser ise Osmanlı Türkçesi’nin gramerini yazmak bakımından olumlu bir teşebbüstür.Cevdet Paşa bu mühim konu ve eser üzerinde sonraları da tekrar durmuş.Medhal-i Kavaid adı ile onun özetini yazmış, daha sonra Kavaid-i Türkiye adı ile öğrenci için daha kolay bir kitap meydana getirmiştir. Aynı eser bir defa da Tertibi Cedidi Kavaid-i Osmaniye adı ile tertip ve neşredilmiştir. Cevdet paşanın edebiyata dair diğer mühim eseri Belagat-ı Osmaniye adlı edebi bilgiler kitabıdır. Eser güzel telaffuz edilir sözlerle sanatkarane eser yazmanın evvelce Arap edebiyatında meydana getirilmiş Cevdet Paşa’nın bu kitabı eski edebiyata bağlı kalanlar tarafından yeni edebiyat bu arada Recaizade’nin Talim-i edebiyatına karşı bir müdafa aracı olarak kullanılmıştır. Fakat Cevdet Paşa’nın Türk dili ve edebiyatı hakkında dikkate değer görüşleri Kısası Embiyası’ nda ileri sürdüğü fikirlerdir. Türkçe nin tabi veznini parmak hesabı olacağı düşüncesindedir. Paşanın Arap ve Acem aruzlarını ayrı aruz olarak görüşü çok doğru ve ilmi bir ifadedir. Bu mühim noktaya Belagat-ı Osmaniyesi’nde temas etmiştir. Sade Türkçe’ye örnek olabilecek bir Kısası Embiya yazarak Türk dilinin bu mühüm yolda olgunlaşması ve halk diline yaklaşması cereyanında mühim vazife görmüştür. Bu bakımdan Tanzimat Edebiyatındaki yeri mahallileşme cereyanın alim bir gözlemcisi ve tatbikçisi olarak vazife görmesi bakımından mühimdir.


TANZİMAT YILLARINDA TÜRK DİLİ VE TARİHİ ÜZERİNE ÇALIŞMALAR
Tanzimat yıllarındaki Türk milliyetçiliği Avrupa daki Türkoloji hareketlerinin bilinmesiyle başlar. 18.-19. yüzyıllarda Avrupa da bir taraftan müspet ilimlerin gelişmesi bir taraftan milli tarih sevgileri bu ülkelerde tarih araştırmalarına büyük önem kazandırmıştır. Tarihçilik insanlık tarihinin o çağlara kadar görmediği ciddi bir araştırma konusu oldu. Tarih Avrupa kavimlerinin Asyalılarla olan münasebetlerini daha çok aydınlatınca Avrupa milletinin mazisini araştıran tarihçilerin gözü dikkatle Asya ya çevrildi. Bir kısım Avrupalı bilginler Türk kavimlerinin dil, tarih, edebiyat ve folkloru üzerinde ciddi incelemeler yaptılar. Ortaya konulan zengin ve meraklı eserler Türkoloji araştırmalarının büyük bir hızla gelişmesini sağladı. Türklerin Osmanlılardan önceki eski ve zengin medeniyetleri meydana çıkarıldı. Bu araştırmalara Alman, Danimarka, Rus, Fransız ve başka Avrupalı alimler katıldılar. Türk aydınları uzun zaman bu araştırmalardan habersiz kendi milli tarihlerine yabancı kalmışlardır. 19. yüzyıl ortalarında lise tahsillini Fransa da yapan Ahmet Vefik Paşa batı ülkelerindeki bu çalışmaları yakından gördü. Bu araştırmalara derin ilgi duyar, kendisi de Türk dili ve tarihi üzerinde incelemeler yaptı. Onu Süleyman Paşa, Ali Suavi, Şemsettin Sami gibi bir kısım yazarlar da takip etti. Böylece Türkiye de 19. yüzyılın ikinci yarısında ilmi bir Türkçülük hareketi başladı. Tanzimat devrinin bu ilmi Türkçülük akımından Namık Kemal gibi büyük şairlerinde haberi vardı. Fakat başta Osmanlı İmparatorluğunun bütünlüğünü korumak gibi bir takım siyasi ve sosyal sebeplerle bu devrin milliyetçiliği pek kendini göstermedi.Doğrudan doğruya bu konu ve heyecanla şiirler yazılıp eserler verilmedi.

Türk milliyetçiliğinin edebiyata girişi ancak 19. asrın son yarısında görüldü. 1911 yılında birden bire alevlenerek büyük bir milli ideal halini aldı. Diğer taraftan Türk edebiyatını geniş ölçüde kaplayarak Milli Edebiyat cereyanı dediğimiz yeni bir edebi hareket meydana geldi.