Klavyeli çalgılar
Klavye (müzik) : Klavye Bazı müzik aletleri ve cihazlarında bulunan, çoğunlukla kaldıraç mekanizmasına sahip tuşlardan oluşan takım. Klavye aynı zamanda klavyeye sahip elektronik müzik cihazları için de kullanılan genel bir terimdir.
Klavyeler kendi aralarında mekanik yapı, malzeme, tuş ölçüsü ve sayısı açısından farklılıklar gösterseler de benzer bir görünüm taşırlar. Piyano, elektronik piyano, klavsen, kilise orgu, akordiyon ve melodika klavyeli müzik aletlerinden bazılarıdır.
Akordiyon : Akordiyon(Akordeon,Akordion), bir körüğü harekete geçirmekle yaratılan hava akımının etkilediği serbest metal dillerinin titreşmesiyle ses çıkaran havalı çalgıdır.
Bir ya da iki kılavuz ile bir körükten oluşan akordiyonda, serbest metal dillerin titreşmesi, klavyenin tuşlarına basmakla sağlanır.
1829'da, Viyanalı org ve piyano yapımcısı Cyrillus Demian, tek tek klavyeli küçük bir çalgı olan akordiyon için bir ihtira beratı aldı. Kısa sürede, birçok firma bu yenin çalgının üretimine girişti. "Diatonik akordiyon" denilen ve diyezli ya da bemollü sesleri veremeyen bu çalgı, köylere kadar yayıldı. 1880'de,iki klavyeli kromatik akordiyon gerçekleştirildi. Diyezli ve bemollü sesleri de verebilen bu yeni akordiyon, kısa sürede çok tutundu. 1940'da daha da gelişti ve konser akordiyonu adını aldı. George Auric ve Jean Françaix gibi besteciler bu çalgı için birçok parça bestelediler.
Klavsen : Klavsen (Fr. Clavecin, İt. Clavicembalo, Alm. Cembalo, İng. Harpsichord), piyanonun atası olan bir enstrüman olarak bilinmekle beraber; piyano ile tek benzer yanı, iki enstrümanın da klavyeli çalgılar olmasıdır. Fakat mekanizma, ses rengi ve çalış tekniği yönünden birbiri ile pek ilgisi yoktur. Klavsen telleri bir mızrap ile çekerken, piyanonun çekiçleri tellere vurur. Bu da piyanonun kimi zaman vurmalı çalgılar kategorisine girmesine neden olur. Ayrıca, piyanonun icadından sonra klavsenin yerini alması yaklaşık 50 yıl kadar uzun bir dönemi kapsar ve bu elli yıllık süreç içerisinde eser üretmiş olan besteciler klavseni piyanoya tercih etmişlerdir.
Piyano : Piyano, Klavsen'in gelişmişi, tuşlu bir çalgı.
Yapım biçimi ile duvar ve kuyruklu (salon) adı verilen çeşitleri vardır. Piyano kelimesi İtalyanca "Pes ve güçlü sesli klavsen (harpsikord) - gravicembalo col piano e forte" 'den gelir. Piyano Forte olarak adlandırılması da bundandır. Atası, klavsenden en önemli farkı, tuşa basarken uygulanan kuvvete göre çıkan sesin şiddetinin de aynı yönde değişken olmasıdır. Piyano çalan kişiye piyanist veya piyano sanatçısı denir.
Nefesli çalgılar
Ağızlı çalgılar
Alto flüt : Fr. Flûute en sol İt. Flauto contralto Alm. Altflöte İng. Alto flute
Boyu normal flütten biraz daha uzun, borusu biraz daha geniştir. Ses genişliği, mekanizması ve çalınışı normal flüt ile aynıdır. (Bkz. Flüt) Tek farkı aktarımlı bir çalgı olması, yani yazıldığı sesler çalındığında farklı seslerin duyulmasıdır. Yazılan ses tam dörtlü aralık kalından duyulur. Örn. Do notası çalındığında, dört aralık kalınındaki sol sesi çıkar.
Ses rengi normal flüte göre daha ılık, koyu, olgun ve yuvarlaktır. Orkestrada sürekli kullanılmaz, hatta bazı orkestralarda bulunmaz bile. Alto flüt, M.Ravel, I.Stravinsky ve daha modern besteciler tarafından çok ender kullanılmıştır.
Flüt : Flüt, üç parçanın birleşiminden oluşan bir enstrümandır.
• Baş (ya da ağızlık)
• Gövde
• Kuyruk
Çalgının baş bölümünde bir üfleme deliği vardır. Bu nedenle bu bölüme "ağızlık" da denir. Üfleme deliği çalıcının alt dudağına dayalıdır. Sağ omuz yönünde, yere koşut olarak tutulur. Sol el ağızlık tarafında, sağ el ise kuyruk tarafında tutulur. İki elin baş parmağı alttan flütü destekler. Flütün borusu silindir şeklindedir. Çapı 1,9 cm'dir. Flüt ağızlıktan başlayarak kapalı uca dek 67,2 cm'dir.
Günümüzde nikel, gümüş, altın gibi madenlerden yapılmaktadır. Fakat XX. yy.'lın başlarına kadar abanoz, nar gibi sert ağaçlardan yapılırdı. Metal olduğu halde tahta nefesli çalgılar grubu üyesidir. Bunun nedeni ses renginin tahta tınısı vermesi ve diğer tahta nefesliler ile iyi kaynaşması ve ses elde ediliş yönteminin tahta enstrümanlar gibi olmasındandır. Tahta flütün en önemli özelliği tatlı, yuvarlak ve olgun olmasıydı. Metal alaşımlardan yapılmaya başlamasıyla bu özelliklerini büyük ölçüde yitiren flüt daha çevik, ses niteliği yönünden ise parlaklık kazanmıştır. Özellikle ince sesler metalden yapılan flütlerde daha kolay ve güvenlidir.
Pikolo flüt : Büyük flütün hemen hemen yarısı kadar uzunluktadır. Büyük flütteki kuyruk bölümü pikolo flütte yoktur. Bu nedenle de büyük flütün en kalın sesleri olan Do ve Do diyez sesleri küçük flütte bulunmaz. Bunun dışında ses genişliği, mekanizması ve çalınış yöntemi büyük flütle aynıdır. Tek farkı yazılan notaları bir oktav inceden çalar. En ince sesleri çok parlak ve rahatsız edicidir. Bu sesler orkestranın bütün olarak çaldığı gür kısımlarda kullanılır. En kalın seslerinin tınısı ise soluk ve zatıf olduğundan, ancak özel bir tını istenildiği takdirde kullanılır ve orkestrasyon buna göre sağlanır.
Flütün çalabileceği her türlü pasajı rahatlıkla çalar. Orkestrada ayrı bir pikolo flüt çalıcısı bulunmaz, çalınış tekniği aynı olduğu için ikinci ya da üçüncü flüt partisini çalan kişi pikolo partisini de gerekli yerlerde çalabilir. Orkestrada genellikle orta ses bölgesinden yararlanılır. Çoğunlukla da normal flütün en ince oktavındaki sesleri unison olarak katlar. (Büyük flüt ve pikolo flütün unison çalabilmesi için, pikolo flütün partisi bir oktav aşağıdan yazılır.) Zaman zaman, tahta nefesli çalgılardan herhangi birinde (Flüt, Obua, Kor angle, Klarinet, Fagot) bulunan bir ezgiyi, oktav veya bazen iki oktav inceden çalarak kendine özgü parlak sesleri ile orkestra tınısını zenginleştirir. Tutti içinde ise, en üstte duyulan yırtıcı sesleri ile orkestranın doruk noktasını oluşturur, bu durumlarde genellikle birinci kemanlarla unison olarak ya da onları bir oktav inceden katlayarak çalar.
Sipsi : Sipsi, Üflemeli çalgılar grubundan bir müzik aleti.
Genelde kamıştan yapılan alet, yaklaşık olarak bir kalem büyüklüğündedir. Kabak kemane gibi, Teke yöresi gurbet havası açışlarında sık duyulur.Başlıca Burdur ilinde olmak üzere, Fethiye'den kuzeye doğru Denizli'ye kadarki bölge içerisinde sıkça kullanılan yöresel bir müzik aletidi